Zaman sensizlikle karışınca, adı yalnızlık oluyor. En çok sözlerini özlüyorum, bir de tebessümünü. Aklıma geliyor hiçbir şeyden mutlu olmayıp sürekli söylendiğin anlar, bir çocuk gibi dünyaya bakıp anlamayışın insanları, gülümsüyorum.
Beklenen Sevgiliye Mektup….
Yokluğunun ağırlığı bilemezsin. En çok geceleri zor oluyor dayanmak. Susuyorum, sustuklarımı yazıyorum. Yazdıkça büyüyor hasretin, gelip yüreğimin üstüne oturuyor. Sen bensiz belki mutlusun ama bana sensizlik çok koyuyor.
Hep kenarında duruyorum hayatın, korkuyorum sensizlik itecek gün gelince beni aşağıya. Kuşatılmış bir şehir gibi, senden görünmez duvarlarla sarılı dört bir yanım, üşüyorum. Bazı geceler yağmur başlıyor, çatıya düştükçe damlalar sesleri büyüyor, ürküyorum. Yanımda olsan, sarılsam, güven duysam, olmaz mı? Olmaz, biliyorum. Biz bir türlü olamıyoruz. Bizden daha büyük olan şey, neyse o, engelliyor ikimizi, birbirimize tutunamıyoruz şu mahzun gece yarılarında.
Sarhoş kavisler çiziyor rüyalarım, bir sana, bir yalnızlığıma çarparak kabuslarla uyanıyorum. Geniş ama zor bir yolda yürürken, bir anda bitiyor sokaklar, düşlerimde bile sana ulaşamıyorum.
Sevgiye bir küçük yer açmak ne kadar zor, ne kadar yosun tutmuş ki kalplerimiz, üstüne basan kayıp düşüyor. Garip değil mi? Ateşi bulan, ampulü keşfeden, bilgisayarı icat eden insanoğlu, iş aşka gelince şaşıp kalıyor. Formülü yok hasretin, ihanetin ilacını kimse bulamıyor. Şarkılarda dillendiği gibi, doktorlar bu derde çare olamıyor.
Seninle olmak güzeldi, sevmek seni bütün ihtimalsizliklere rağmen, her defasında başka bir umutla ve oluruna bırakarak hayatı, kanıp sana gitmek güzeldi. Şimdi ne varsa içimi yakan, hepsi biraz da tebessüm barındırıyorsa içinde, seni sevmeyi becerebildiğimdendir.
Sonrasızlığını bilerek, dön diyemem. Aklım alsa ruhum itiraz eder. Tuhaf bir aşk sana hissettiğim, biteceğini bilerek, kırarak inadımı kalbin pusulasını sana çevirmek, biraz anlamsız değil mi? En azından dışarıdan böyle görünüyordur. Bence değil! Tam da tersi biraz mucizevi aslına bakarsan ve takdir bile hak eder. Birlikte uyunacak bir hayat üstüne hayaller kurarak yaşamak kolaydır. Önemli olan, her an gelmeyebileceğini bildiğin bir sevdaya böylesine tutunmaktır. Seninle hiç garantim olmadı benim. Her yeni gün, gidecekmişsin gibi uyandım. Sonunda gittin ama bitmedin. Bir de bitseydin içimde, ne kolay olurdu tüketmek şu aşkı. Olsun! Sen ömrümün gurursun çünkü kalbime sevmeyi öğrettim. Sen ister yanımda ol, ister olma, yüreğim sevda acısının madalyasını üstünde onurla taşıyacaktır. Bir insanı olgunlaştıran en önemli şey acıdır. Gönlüm büyüyüp daha da olgunlaştıkça hep seni anacak çünkü altında altın harflerle kazınmış imzan duracak…
dost elinden içilen bir fincan kahvenin tadı bir başkadır .samimiyet ve güven vardır tadında bir pazar sabahı çiftlikte kahvaltı etrafımızdaki bütün canlılarla paylaştık yemegimizi recelllere konan eşek arıları salama göz diken kediler her attıgımızı yiyen tavuklar her yer börtü böcek dolu ve ismini bilmedigim bir kuş öyle güzel ötüyor sanki bize konser veriyor en masumları keçiler hiç gelmediler yanımıza.
bbirde şimarık köpegimiz vardı ve ben yine eglenecek bir şeyler buldum kendimce huyum kurusun demiycem seviyorum dogadaki her canlıyı güzelligi ekrem koyunları kovalıyor bu kuşagın hayvanlarla hiç arası yok ya korkuyorlar yada zarar veriyorlar sevmeyi deneyin desemde onlar bidigini yapıyor hülyayla gidiyoruz kendi çocuklugumuza her şey çok başka geliyor anılardan süzülerek canlanıyor çocuk yüreklerimiz hep öyle kalmakmı vardı keşke mümkün olsaydı en azından içimizdeki çocugu öldürmeyelim diyerek ayrılıyoruz çiftlikten ikimizde susyoruz bir süre sanki çocuklugumuzda kalmak istercesine..
yine çocuklugum düştü aklıma hülyanın bir telefonuyla çıktık yollara apla seni bizim çiftlige götürüyüm deyince nasıl sevindim hadi gidelim düştük yollara biraz tedirginim hülya yeni ögreniyor araba kullanmayı gidecegimiz yerler biraz dag tepe ama olsun her şeyin bir ilki vardır ona cesaret veriyorum iki deli aklımıza düştü bir kere yavaş yavaş vardık çiftlige bizi ilk bir kangal köpegi karşıladı nasıl şimarık onu sevmeden gecemedim sonra oraya bakan aile geldi iki çocuklu karıkoca çokta gençler beni böyle anlarda bir şeyler çeker bir agaçtır ,tanıdık bir sestir bir kokudur anılarımdan çıkıp gelir az ilerde çapkın bir horozun etrafına doluşmuş tavukları gördüm evt buydu beni köye götürmüş babannem onlara yem veriyordu bir hüzün çöktü içime babannemin şimdiki halini düşününce .
atları görmek istedim ilk köyde binmiştim bizim kır ata nazlı nazlı getirmişti beni tarladan eve kadar hayvanlar sevildigini bildigi zaman insanlara uysal bir yaklaşımı vardır çok uzun zaman geçti biraz tedirgin yaklaştım kekilliye yavaşca dokundum hiç bir epki yok bendede korku kalmadı iyi anlaştık iyi öyleyse bineyim bakalım dedim uzun uzun yelelerini taradım.sonra gezdim biraz kekilliyle ne büyük bir keyif anlatamam bir dahaki sefere çocuklarımıda götürecegim dogayı hayvanları çok seviyorum şehirden uzak bir kaç saat iyi geldi dogrusu sessiz sakin temiz küfür küfür esen bir yer eskiden tavuk çiftligiymiş şimdi at çiftligi olmuş hafta sonu gidilecek benim gibi köy sevenler varsa tam size göre dönüşte keçi koyun karışımı süt aldım eve gelince yogurt yaptım işte bu köyde yedigim yogurdun tadı agzımda canım arkadaşım bir kaç saatte olsa bana o güzelligi yaşattıgın için tkş ederim artık tekrarı olur bu gidişlerimin ..
hüznün mevsimidir sonbahar bu günlerde benimde en yakın arkadaşım hüzün nedendir bilmem bu mevsimde hep aynı duygular içine giriyorum kalabalıklar içinde yalnızım.hayatın yollarında yürüyorum karma karışık çok şey ögreniyor her ögrendigimden yaralar umutlar sevinçler var ne kadar ögrenirsem o kadar büyüyorum büyüdükçe daha çok acıyor sanki canım sıgınıyorum çocukluk anılarıma ve o günlerdeki bayramlara elimde kalan bir tek o anlar var çocukça mutluluk sevinç topladıgım torbalarca şekerler ve harçlıklar geliyor aklıma ne güzel günlerdi her bayram çocuk kalbilme umudyla her kezin bayramını kutluyorum sevgiyle kalınsize sunacagım bir avuç seker tadında
Yalnız bir gecenin ortasında durmuş düşünüyorum. Acaba gurur mu duymalı insan bu yalnızlıkla, yoksa hüzne mi boğulmalı? Güçlü kadınların ödülü hep tek başına kalmak mıdır?
Güçlü Kalplere Ödül Yalnızlıktır!
Balkonda oturdum, bir sigara yaktım, bir de kahve yanında, aniden hafif bir rüzgar omuzlarıma dokundu. "Ben buradayım, yalnız değilsin" der gibiydi. Ürperdim, titredim biraz, içeri girecektim, vazgeçtim. Madem bu gece rüzgarla yıldızlar yarenim, o zaman sohbet edeceğiz demektir. Yan binada oturan komşular bakıp, kendi kendine konuşan delinin biri zannedecek olsalar da, umurumda değil. Onlar görmese de soframda yel oturuyor benim.
Cebimde o kadar çok hikaye var ki, anlatsam bitmez. Sevdanın yollarını yürümüş, koşmuş, arşınlamış bir kadınım. Virajlarını, yokuşlarını, düzlüklerini ezbere bilirim. Ama hikayelerden daha önemli olan, elimizde kalan yalnızlıktır. İyisi mi, neden yalnız kaldığımı anlatayım:
Bazı kadınlar güçlü olmayı seçer. Seçmemiş ama mecbur kalmış olanlar da aynı özelliklere sahip olurlar ancak onların farkı, ilk buldukları limanda demir atıp diğer tarafa geçebilme potansiyelini içlerinde barındırmalarıdır. Ben limanlara uğramadan, sürekli dalgalarla boğuşup, bir türlü batmayanlardanım. Parçalanmayayım, su almayayım, batmayayım gibi bir derdim de yok üstelik, sadece olmuyor. Bir yolu, çözümü vardır mutlaka diye giriyorum bütün savaşlara, hepsi bu! Yenildiğim zamanlarda da elimden kılıcımı bırakmayıp, kanayan yaralarıma rağmen, meydanı yürüyerek terk ettiğim için bana, güçlü kadın diyorlar.
Gülümsemelerimin arkasına gizlediğim yenilgilerimi, kimseye göstermeden, ders alınacak olaylar rafına koyuyorum. Tüm yaralarıma pansuman yapmayı öğrendim. Hayatıma, şöyle bir geçerken uğrayan kimse, yüzümde tebessümden fazlasını göremiyor. Kolay mı duvarların arkasına bakabilmek? Ben her gelenin duvarını aşabiliyor muyum ki? Güzellikleri paylaşmak kolaydır. Arkadaşlar, sevenler tüm mutlu anlarda yanınızda olabilirler. Benim için değerli olan, düştüğümde elimden kaç kişinin tutacağıdır, ona bakarım.
Tüm çukurlardan tek başına çıkabilmeyi öğrenen kadın, kadına özgü o muhteşem zarafeti biraz kaybetmiş olsa da, gerçek bir kadındır. Toprak gibi, deniz gibi durur öyle. Karşındaki adamın bunu anlayabilmesi için, gökyüzü olması, yağmur olması gerekir. Onun da erkekliğini keşfetmiş olması lazımdır. Güçlü bir kadını koluna takabilmek, ona kadınım diyebilmek için, biyolojik olarak erkek olmanın ötesinde bilgeliğe, gerçeği arayan bir merak duygusuna, keşfetme zevkine, sadece bakan değil gören bir göze sahip olması gerekir. Bu tarz adamların da sayısal olarak azlığından yola çıkarsak, söyleyebilirim ki, güçlü kadınlar aşkta mutluluğu zor yakalarlar. Garip bir sızı kalır içlerinde, ruhlarını görebilirseniz ne büyük bir gökkuşağına sahip olduklarını anlarsınız. Ancak kaç kişide o muhteşem, göz alıcı renklere bakabilecek yürek vardır ki? O yüzden, benim gibi, gecenin bir yarısında, balkonda rüzgarla aşka dair uzun sohbetler yapar güçlü kadınlar. Çünkü güçlü kalplere ödül yalnızlıktır
Büyük bir heyecanla başlayan aşkınız, zamanla çekiciliğini kaybetti. Eski günlerinizi özlüyor musunuz?
İlk Günlere Geri Dönmek!
Bütün ilişkiler ne yazık ki, bir müddet sonra heyecanını kaybeder. Yeni olan güzeldir ancak yeni de eskir ve her yeni olgunun yaşadığını yaşar, alışılır! İlişkiniz eski telaşını ve yürek çarpıntılarını kaybettiğinde, işe bir de iyi tarafından bakmak gerekir. Artık farklı iki duygu, o pembeliğin yerini almıştır. Düşününce bu iki hissin heyecandan daha değerli olduğunu fark edeceksiniz, sahiplenme ve ait olma!İlişki zamanla sakinleşir, bu bir süreçtir. Bu değişimi kabullenmek gerekir. Neden eski günlerdeki kadar tutkulu olmadığınızı düşünerek zaman kaybetmeyin. Bırakın ve ilişkinizin tıpkı dalında olgunlaşmış bir meyve gibi tadına varın.
İlk günler yaşadığınız duygular elbette çok keyifliydi. Ancak onların hepsi illüzyondu. Gerçek bir ilişkiye sahip olmak, sürekli midenizden kelebekler uçuyormuş gibi hissetmekten çok daha keyiflidir. Ayrıca emin olun ki, insan kalbi düzenli olarak o ritimde çarpmaya dayanamazdı. İlişkinizin değişim göstermesi size mutluluk vermelidir. Bu uzun soluklu ve iki tarafında içinde olmaktan hoşlandığı bir ilişki olduğunun kanıtıdır. İlişkinizi birey gibi düşünün ve ona göre davranın. Onu ilgisiz, sevgisiz ve bakımsız bırakmayın.
İlk zamanlar oluşan telaş, diz titremeleri, her buluşmadan önce saatler süren özenli hazırlanmalar, gözlerine bakıp içinde kaybolmak mutlaka sizi uçuruyordu. İnsan zaman zaman bunları tekrar yaşamak isteyecektir. Ancak, şimdi bulunduğunuz noktaya bir daha bakın. O zaman sohbetlerinizin içinde gerçek hayatın sorunları yoktu. Sizin veya onun iş yerinde boğuştuğu problemler, ailede yaşanan sıkıntılar, ekonomik durumların hiçbiri aranızda konuşulmuyordu. Bu durum ne kadar devam edebilirdi ki? Kaç gün veya ay kendinizi gerçek dünyadan soyutlayabilirdiniz?
Eski günlerin heyecanını kaybettiniz, kabul ediyorum ama elinizde çok daha değerli bir şey tutuyorsunuz, ilişkiniz! Asıl önemli olan, sizi gerçekten uzun süre mutlu edebilecek, emek vermeniz gereken ilişkinizdir. Geçmişte takılıp kalmak, şu anın ve ilişkinizin lezzetinin tadına varmanızı engellemekten başka bir işe yaramayacaktır. Bulunduğunuz ana dönün, birlikteliğinizin şimdiki halinde eksik olan varsa onları tamamlayın. Daha mutlu, daha sevecen ve güven dolu bir ilişki yaratmaya çalışın. Kim iğne batırıldığında patlayacak balon gibi bir hayalin içinde uzun süre kalmak ister ki? Mücevheriniz, ellerinizde tuttuğunuz uzun soluklu birlikteliğinizdir. İlk günler için sızlanmak yerine, sevginize sahip çıkın!
<_script /><_script />
Thank you for rating.
Ortalama değer: 413 kişi oyladı <_script />UGR('ratCntrl');var elmImg=document.getElementById("ratCntrl");elmImg.align="absmiddle";var title="Ortalama değer";var from="";var users="kişi oyladı";var avgRating=0;avgRating=8.489104;var usersCount=1;usersCount=413;var avgHint="[%usercount%] kişi bu fotoğrafı şöyle değerlendirdi [%value%] (ortalama [%average%] yıldız ile)";ShowAvgResult("ratCntrl",avgRating,usersCount,title,from,users,avgHint);<_script />
Ey nidası yorgun can vurgun yedin derinlere dalarken kırgın bakışların gönlümde yuva yaptı göçmen kuşlar gibi uçamadın bahara... ısınacaktın bagrımda ölümü göze alırken kendinden kaçamadıgın gibi feragette edemedin.. yol degişir yaren degişir akibet degişmez. O senin ismin cismin kalbimde tamamlanmış resmimdir. sonunu bilmeyen önünü göremez... akibetim nedir diye sor? ne hor gör kendini nede yükseklere koy dag gibi dur.. bırak topragında yetişen orkideler gururlansın.. övülenler övünmez seven sevdirir sevilen sever.. her kesin akibeti yaşamına deger agaran her şaçına akan her damla göz yaşına şükredecegin günler gelir.. kristal gibi defalarca kırılan kalbin... aslına döner ve toprak olur.. sonra gül bahçeleri laleler topragı alt üst eden baçevanın ellerini göreceksin.. gönlümde kışı göze alanın baharı kendinde bulacagı günler gelir.. zorluklara katlananın kanadı ben olurum inan.............
Onun karşısına gelinlikle çıktığım günkü kadar mutluyum. Tanrım, onu ne kadar seviyorum.
Mükemmel bir erkek,cazibeli, yakışıklı, anlayışlı,sevecen, her şey var.
Bugün Cumartesi,bıraktım arkadaşlarıyla eğlensin.
En sevdiği yemek olan pastırmalı Kurufasulye ile pilav yapıyorum.
Pişti, demleniyor.
Banyo yaptım, en sevdiği kıyafeti giydim.
Yemekten sonra, şöminenin karşısına bir şişe kırmızı şarapla uzanacağız...
Eve geldi sonunda. Beni öpüşü biraz soğuktu, aklı başka yerde sanki.
Aman Tanrım, yoksa?
Tüm cilvelerime rağmen, bana yanaşmadı. Arkadaşlarıyla ne yaptığını sordum, ağzında birşeyler Geveledi.
Yemekte biraz keyfi yerine gelir gibi oldu, ama hala dalgın,hala uzak,hala kabuğuna çekilmiş.
Herhalde ÖTEKİNİ düşünüyor.Benden genç mi acaba? İşyerindeki sarışın pazarlama temsilcisi olmasın?
Şöminenin karşısında şarabımızı yudumlarken, artık dayanamadım 'neyin var?' diye sordum. Gülümsedi, zoraki bir gülümseme, acı dolu, uzaklık dolu.. 'Yok birşeyim' diye geçiştirdi.
O gürül gürül yanan aşkın bu kadar çabuk biteceğine inanamıyorum,
daha dün bana ebediyete kadar benimle olmak istediğini söylüyordu.
Bugün aramızda iletişim kopukluğu başladı bile.
Belki de kilo alıyorum. Çok mu vır vır yapıyorum? Elini tuttum. Elimi okşadı,ama eller hissiz, parmak uçları soğuk... Stepe başlasam? Çocuk istesem? Yalan, yalan, yalan. Kendimi kandırmaktan başka bir şey değil bunlar. Bitti...Bittti...Bitti. Tanrım, ölmek istiyorum. Kendimi son kez onun kollarına attım. Ağlaya ağlaya uykuya dalmışım.
Kocanın Günlüğüne yazdıkları :
Öff be, GALATASARAY yine yenildi. Ama, kuru fasülye güzeldi.
......erkekler kalem gibidir......nekadar ince gözükseler de ham maddeleri odundur.
büyüme çocuk büyüme hep böyle gülümse masum kal büyüme çocuk
sevgin bile masum acıtmasın kimsenin canını büyüme çocuk.kirlenmesin sevgiler
yorgun düş oyun oynamaktan büyüme çocuk hırsların olacak böyle masum uykuları özleyeceksin adını umut koydular büyüme desemde karşı koyamazsın zamana en acı tarafı büyüdügnü görememek çocuk öyle uzaktasınki canımın içisin abin duymasın kıskanırseni çok sevdigimi...
özledim sizi hemde çok sana bakınca anenin çocuklugu geliyor gözümün önüne sevsinler senin yanaklarındaki türk bayragını
bence nazımın abidin dinoya sordugu mutlulugun resmi bu hep gülücüklerle dolsun hayatın.. kumdan kaleler yap kucakla denizi çocukca sevincinle keşke büyümesn çocuk seviyorum seni sonu olmayan bir sevgiyle ilk resimlerin geldiginde ayyy çok çirkin ben sevmem bunu demiştim öyle güzel bakıyordunki ilk karşılaşmamızda hemen yüregime bastım seni özlemle bekliyorum gelmeni ...
selsebil.. ey selsebil sevda. hep alıştıgın yöne akmadasın. ey zar ile perdelenmiş gözlerim. hala yollara bakmadasın.. ey umudu örselenmiş yüregim.. uçurtman telleremi takıldı.? al ,al gelincikler yollarında kanarken ... gözlerin güllermi takıldı..? sen sevdalandın diye geleni o mu sandın..? o kibritte kıvılcım yok..sendeki ne bu yangın.? sözleri saklamayıp manasını soraydın. hayalin meltem olup yelkenemi takıldı..? sevdan gönlün ile hakate dönüştü. gönül yareniyle yar tadında buluştu. gönlünde sevgi mabedi oluştu. bu nasıl muazzam bir bakıştı. ne demeye kaşlarını çatmadın.? yalansız bir bakışla kaderine bir cizgi ekledin .. gönlündeki sevda serabından vaha bekledin.. sesinin yankısıydı o narı sevda. seni uyardım bir bekle ey gönül.... sevgimi görmeyene beni ifsa ettin............ şimdi kendi cürmünü çekmedsin ey sevdamın sahibi sahip çık derdime söz gecirsin viran olmuş kalbime ... ömrüm gibi sevdam zay olup gitmesin.... selsebil sevdam hep ebetiyete aksın..........