bir zamanlar eylüldü adı

22/3/2009 - bir yaşam kesiti

Kategori: ger_ek yasamlar
güneşli bir pazar sabahı uyanır uyanmaz attım kendimi dışarı .bu günlerde içim dügüm dügüm,sanki bir çift el bogazıma yapışmış sıkıyorda sıkıyor galiba çok yoruldum saglam durmak istiyorum ama bedenimden gelen sinyalleri sevmiyorum son günlerde gögsümle sırtım arasında bir agrı var bu kolumada yansıyor aklıma getirmek istemiyorum kalbim diye dün akşam çok korktum baya uzun sürdü agrı hiç kendimi dinlemem agrıyan bir yerim olsa degişik bir ruh haline girer unuturum orayı bir süre sonrada agrının kalmadıgını görürüm ilaç kullanma gibi bir huyumda yok aklıma gelmez genede iyi düşünüp iki yıldır agır bir dönem geçirdim onun için yorgunluk deyip unutmak istiyorum bu yaşa kadar hiç bir saglık sorunum olmadı hep pozitif bakan güzel gören yaşamayı seven bri olarak ..
bazen öyle yaşamlara tanık oluyorumki bir baş agrısını yada diş agrısı yüzünden günlerce yatan insanlara kızıyorum .görmeyi bilseler  mutlu olunacak çok şeyimiz var o zaman küçücük agrılar dünyanın sonu olmaz bir ömür boyu çekilen hastalıklar var...
yeni evliydim denize hamileyim beni sürekli kayınvalidem uyarıyor memetle karşılşırsan hemen içeri gir gebesin beben ona benzemesin niyeki diye sorarım söylemez işte dedigimi yap bizim mutfak balkonuyla onların bina girişi yanyana balkonda olunca ister istemez görüyorsun girip çıkanı .arada bagırmalarını duyuyorum çok küfür ediyor anasına gürül gürül bir ses .merak ettim bir gün görmek için özellikle dışarı çıkana kadar bekledim balkonda sessizce çıktı gitti binadan neyinden korkmam gerekiyordu eşime sordum ne oldu memete niye böyle hastalandı bir kaç yıldırda böyle ortaokula kadar saglıklı çokda zeki bir çocuktu bir akşam okuldan eve gelirken bir şeyden çok korkmuş ondan sonra hep böyle kaldı yani deli ..
denizin dogumuna az kaldı bu arada eşim memet evleniyor yarın kınası var deyince şaşırdım çünki ben hiç evden çıkalrılmadıgım için mahallede ne olmuş bitmiş eşimden duyarım taze gelinler uzun süre pek dışarı çıkalrılmazdı eskiden.ama nasıl olur kimle görmiyolarmı hasta dedim ne varki gibi bir cevapla karşılaştım ..
bazılaına hayat ne kolay eşim gibilerine üf eski eşim diyim şuna içim sıkıldı..
ertesi gün gelin almaya gittik bütün mahalle bir sürü arabalarla sanki her şey çok normalmiş gibi gelini merak ediyorum  anlam veremiyorum ben eşim gibi birine tahammül edemiyorum o kız bunla nasıl yaşayacak ...
gelin evine girdik çok yoksul bir mahhalle yoksul bir gecekondu evi sadece yaşlı bir anne babası ölmüş 14 yaşlarında bir kız memetin eşi içimdeki acıyı ve attıgım çıglıgı hiç kimse duymadı öyle üzüldümki hanifeye çaresizlikti bunun adı anne hasta ve yaşlı bir an evvel ölmeden yuvasını kursun gözüm görürken demiş kızını nasıl bir ateşin içine attıgını bilmeden..
alıp geldik hanifeyi baba ocagından oldu bitti bu ülkede kız çocuklarına yapılan haksızlıklara dayanamıyorum erken yaşta evlendirilmiş biri olarak ..
bir süre sonra hanifeyle arkadaş olduk hep kayınvalidelerimiz bir yere gidince görüşüyoruz gizlice oturup dertleşiyoruz aglaşıyoruz sesimizi duyan yok  sürekli aglıyor anasına kızıyor böyle kader olmaz olsun diyor...
bir süre sonra bir kızı oldu ilk başta anlamadık kızda babsı gibi hasta  denizden bir yaş küçük aradan yıllar geçti hala o hasta admal yaşıyor buna yaşamak denirse birde hasta kız sonra belki saglıklı dogar diye bir kız daha dogurdu o iyi can yoldaşım diyor ona ne sıkıntılar çekti ben biliyorum yirmi ikiyıldır hala görüşüp knuşuruz her gördügümde hep aglayan hayattan bıkmış omuzları çökmüş yaşlı bir kadın gibi şimdi birde olan dogurdu kızıyorum ona çocuk yapma bari kime güveniyorsun geceleri korkuyorum yalnılıktan onlar olmasa sabah olmuyor hiç degilse vakit geciyor çocuklarla iki hasta çekemk zor diyor gözyaşalrını silerken ...
hayat bazılarına çok acımasız bir ömür yaşanıyor ama nasıl kendimi şeçti bu yaşamı hayır ona verilendi .sonunu kendide bilmiyor ...
Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı :: Etiketler :

27/2/2009 - çarık ın davamı

Kategori: ger_ek yasamlar
kadın eyvah kocam napalım diye heycan ve korkuyla saga sola koşar adamı saklıycak yer arar.en iyisi yerdeki hasıra seni sarıyım duvara dayayım der dostuna.hasır kilim halı gibi bir yer sergisidir.adam yere yatar kadın onun içine sarar duvara dayar hiç bişi yokmuş gibi heycanını gizleyerek kapıyı acar hoşgeldin bey ...hanım ciger aldım pişirde yiyelim der kadın heycandan çigeri yere bırakır gaz ocagını alıp geliyim diye uzaklaşınca evin kedisi cigeri almasıyla sandıgın altına babamın yanına kacar adam bir hışım peşinden koşar egilir sandıgın altına bakar babamı görünce seni kim koydu byraya .. babam can havliyle hasırdaki dayım koydu . hasır devrilir adam bu sefer o tarafa dogru koşar sede kimsin diye birbirlerine gireler bu arada babam kaçmayı başarır gene.sivasa az kalmıştır sabahın ilk ışıklarıyla varır sivasa bir fırının önünden gecerken ecıktıgını hisseder girer fırına bişieyde diyemez fırıncı anlar aç oldugunu kimin kimsen yokmu nerden geliyon diye konuşurlar babam olan biteni anlatır burda çalışmak istermisin işçiye ihtiyacım var der.ve babam orda çalışmaya başlar akşamları fırında yatar .kader dedikleri bu olsa gerek bazen küçük tesadüfler insanın hayatına yön verebiliyor.köyden çıkan ilk insandır sonra yetmişlerde almanyaya gitmiş bizleri götüremeyince temelli dönüş yapmıştır hala elli yıldır fırıncılıkla ugraşıyor almanyada bile bu işi yapmıştır okuma yazmayı askerde ögrenmiş çok çalışkan biridir hiç oturdugunu yada kendine zaman ayırıp dinlendigini bilmem ilk iş yerini açtıgında kar kış demeden motosikletle  geceleri işe gittigini bilirim .şimdi emekli ama hala çalışır önceleri başka iş yerlerinde çalışmış sonra kendi iş yerini açmıştır çok dürüst kimsenin hakkını yemez çalışkan bir adamdır bu yönünü hep kendime örnek almışımdır bize her zaman doru sarsılır ama asla yıkılmaz derdi.
Yorum (8) :: Yorum yaz! :: Bağlantı :: Etiketler :

22/2/2009 - çarık

Kategori: ger_ek yasamlar
çokkkkkkk mutluyum oglum artık oldukça iyi bu bir mucize tımarhanelik durumdaydı bakırköydeki hastalardan hiç bir farkı yokdu bunu söylemek benim için çok üzücü ama gercek bu.bir yıldır sadece yusuf hocanın tdedavisiyle bu günlere geldik ve bu insan benden hiç bir maddi talebi olmadı her zaman üstüne basa basa söylemek istiyorum ve bu iyligign karşılıgını milyarla ödenmez
oglum yeniden saglıgına kavuşuyor çok az kadı sabır diyorum kendime şimdi ona baktıgımda onun güzel yüzünü bakışlarını görüyorum masum bakışlarını dün dizimde yatarken bir şey mırıldandıgını duydum sanki anne kelimesi çıktı dudaklarından bu seslenişe hasrettim bir yıldır .tamamen bana düşman etmişlerdi yavrumu.ne dedin sen diye çıglık attım anne hayatan çok korkuyorum dedi.onu öyle bir kucakladımki bidaha söyle anne diye çok özledim anne demeni deyince sımsıkı sarılıp öptü beni.bu gercekten bir mucize seviç çıglıkları attım evin içinde çok daha güzel gelişmeler var onları sonra uzun uzun anlatacagım biraz bu olydan uzaklaşıp size babamın başından gecen bir olayı anlatmak istiyorum çocuklugumdan beri dinledgim her dinledigimde gülmeten agladıgımız çarık hikayesisini bizi bilenler bilir bu hikayeyi sizlede paylaşmak istedim...
babam sivasın küçükmü küçük bir köyünde dünyaya gözlerini açmış onüç yaşına kadar orda kalmış ve sonrasında sivas kayseri almanya gibi yerlerde hayatını sürdürmüş bu hikayeye gelince en baştan başlayın anlamanız için...
15 yüzyılda halepten göç etmiş bizim atalarımız geze geze en sonunda sivasın dag eteklerine yerleşim yeri kurmuş bir aşiret beyinin toplulugu çok geniş bir aile farklı yerlere yayılmışlar onun için bizim köylere il beyi köyleri denir merkeze baglı köylerdir hemen hemen 20 yakın köy.ben sadece  dedemin babasına kadar olan kısmı biliyorum dedemin babası çok zeggin biriymiş köyde aga derlermiş bizim oralarda agalık sistemi yoktur zengin olan için bu deyim söylenirmiş dedem tek çocuk oldukça tembel bir adam bu malı yer bitir.çocukları büyünceye kadar babam 13 yaşlarında bir gün köyde küllükler olur sobadan çıkan küllerin atıldıgı yer orda arkadaşlarıyla dügme saklmaca oynar dedm bırak oyunu koyunları otlatmaya götür der çocuk işte hiç duymaz oyuna dalmış duymaz bile dedemi zaten okul yok 1950 yıllar çocukların geneli kuzu koyun güdermiş.dedm öyle sinirlenirki eline sopayı alır babam görünce dayak yememek için kaçar babam kaçar dedem kovalar bu eskiden ırma olan bir yer varmış şu an kurumuş durumda oraya kadar devam eder dedem yorulup döner .babam artık eve dönemem dönersem dayak yerim korkusuyla sivasa kadar gitmeye karar verir sivasa yürüyerek iki günde gidilirmiş taşıt yok eşşek at yok çocuk aklıyla düşer yollara hikayemizde bu yolculuk esnasında başlar köy içlerinden giderek sivasa ulaşacaktır akşam olmuş karnı acıkmıştır mis gibi ekmek kokusu onu bir evin önüne götürür,yaşlı bir kadın ekmek pişirmiş tandırda ortalıgı toplamakta teyze bana biraz ekmek veririmisin der kadın de get geberesice seni tanımıyorum der kovar babamı ama her zaman oldugu gibi aklına taktıgı yapan babam kadının gitmesini bekler bir süre sonr kadın helkelerini alır suya gider kadın uazklasınca eve girer ekmek çalar yoluna devam eder sivasın uzun dümdüz arazilerinde elinde bir çubuk çakıyla yontarak giderken yokuş aşagı bir çerçinin geldigini görür .. bu çerçileri bende hatırlıyorum köy köy gezer boncuk lastik tırnak makası gümüş toklar daha çok kadınların işine yarayacak şeyler satar köylüye para olmasada daha çok yumurta bulgur un karşılıgı alırdı annemde yemenilerine boncuktan oyalar yapmak için bu çerçilerden alışveriş yapardı çok iyi hatırlıyorum eşekle gezerlerdi köyleri.çerçi eşegiyle yokuş aşagı indigi için heybesi eşegin boynuna inmiş babama derki tut şuna kasak babam anlar kesek eşegin boynundaki heybeyi çakısıyla keser heybe yere düşer tangur tungur her şey aşagıya dogru yuvarlanır çercici babama kızar peşine düşer babam kaçar sonnda kurtulur başka bir köye varı. akşam olmuştur bir evin kapısını çalar genç bir kadın yok seni içeri alamam der başka bir eve gider yaşlı bir teyze sivasa gidiyom geceyi burda gecirebilirmiyim der kadında çocuk bir zarar gelmez diye babamı eve alır karnını doyurur yatagını yapar babam yatar büyük bir oda bir tarafı mutfak gibi köşede tandır yanıyor üzerinde kazanla çorba pişiyor idare lanbası yanıyor odanın bir yeri aydınlık diger taraf karanlık babam yatarken ayagındaki çarıgı çıkarır kaldırır atar nereye attıgı bilmeden kapı çalınır kadın benim herif geldi der açar kadın durumu anlatır herif bir misafirimiz var bir çocuk kıamadım misafir ettim der iyi yapmışın hanım karnım çok aç ne pişirdin çorba kaynıyor der hemen sofrayı hazırlar küçük bir sininin içinde bir kase çorbayı alır gelir o arada babam yorganın altında adama bakınca ne görsün ??? gündüzki çerçi gele gele onun evine gelmiş korkmaya başlar adam çorbayı görünce ooo hanım tavuklumu yaptın der kaşıgı daldırır kadın yok bey tarhana der babamın attıgı çarıklar çorbaya düşmüş suyun içinde öyle bir şişmişki adam tavuk sanar bu ne der kadın heralde çocugun çarıgı kim bu çocuk diye yatagın başına gelir yorfanı kaldırıki gündüz herşeyini döken çocuk vay senmisin der odanın ortasında kovalamaya başlar babam gene kaçmayı başarır bir iki yumruktan sonra gecenin bir yarısı ayak çıplak üstünde mintanla düşer yollara sabaha karşı başka bir köy biraz orda oyalanır akşam başka bir köy gene bir evin kapısını çalar gençten bir kadın karnım çok aç biraz ekmek verirmisin teyze der gene kovulur tavuklarını yemlemek için ahıra giden kadını görünce eve girer ekmegi alır ama çıkamaz kadın geri dönyüyorduur hemen içeri girer saklanmak için yer bakınır sonra yüksekçe bir yerde duran sandıgın altına girer bir taradanda ekmegi yemektedir kadın herşeyden habersiz türküler mırıldanarak evinde iş yapıyordur.akşam olur bir kapı sesiyle babam uyudugu yerden uyanır kadını kapıyı acar bunlar birbirine srılır gördügü şeyler hiç hoş degildir .o esnada kapı yine vurulmaktadır kadın eyvahhhhh kocam
                          devamı yarın
Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı :: Etiketler :

19/1/2009 - çok üzüldüm

Kategori: ger_ek yasamlar

söze nerden başlasam bilmiyorum bazen öyle anlar vardırki .hep susmak istersiniz.bu günlerde hiç yazmak gelmiyordu içimden bu gün duydugum bir olay beni öyle üzdüki  gene beni taaa cocukluk yıllarıma köyümüze götürdü.kırmızı yanaklı karaca tombul bir olan cocugu geldi gözümün önüne.adı ilhandı baba tarafından akrabamız bu gün sivas tv den ögrendim öldügünü ava gitmiş çıg altında kalmış ve hayata veda etmişti.duyunca öylece kalakaldım uzun yıllardır görmüyorum şu an nasıl bir delikanlı oldu bilmiyorum benden bir kaç yaş küçüktü sadece çocuklugunu hatırldım beraber okula gittigimizi sokakata oynadıgımzı oyunları birde yaramaz gülüşlerini hatırlıyorum .hayat çok garip öyleyse bu kötülükler niye bu savaşlar niye üç günlük dünyada.neden bu kavgalar.sevgi iylik dostluk varken ....
             çok garip bir duygu ilk kez çok yakın olmasa tanıdıgım birini kaybettim uzun süredir görmesemde nasıl bir yaşamı vardı neler yapardı çocukları kızmı erkekmi eşi nasıl biri hiç bilmiyorum ama ben o yaramaz olan çocugunu hatırlıyorum ışıl ışıl gözleri vardı .şimdi yok 
        çok üzücü
yani içimdeki duyguları anlatmakta zorlanıyorum
kim bilir en yakını kaybedince neler yaşanıyor.
           sözün bittig yer...

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı :: Etiketler :

15/12/2008 - kardeşim çaglar

Kategori: ger_ek yasamlar

güneş olmayan karanlık bir günmüydü yoksa akşam karanlıgımıydı tam hatırlamıyorum avludaki sögüt agacının altında evcilik oynuyorduk ayşeyle.
       öyle sessiz ki dışarı şu çöplükteki horoz ve tavuklar olmasa yalnızız zannedecem arada bir köpekler havlıyor biz bezden yaptıgımız bebeklerle öyle dalmışızki oynamaya sessizligi annemin çıglıkları yardı ayşeyle gözgöze geldik noluyor diye hemen odaya girdim annemi odanın ortasına yere yatırmışlar yanında yaşlı bir kadın anneme ıkın diyor.babannem beni görünce kızım dışarı çık annene
 dogum yapıyor dedi.o zamanlar herşeye aglamaya hazır ollan ben yok içeri girecem korkmuştum .içimi çekerek aglamaya başladım annem o sancının arasında dışarı çıkarın kızı diyordu niye dogum yapıyoki zaten iki tane kardeşim var acı çekmesin öyle cıglıklar atıyorki korkuyormuyum üzülüyormuyum hatırlamıyorumda altı yaşlarında var yada yokum beni sedire oturtdular bakma arkanı dön yat dediler bende arkamı döndüm  kulaklarımı kapattım daha fazla duymak istemiyorum canı çok yanıyor olmalı yıllar sonra anne oldugumda anladım bu acıyı ama ben hiç bir zaman sesimi yükseltemeyen biriyim benim çıglıklarım hep içime akar yani anneme hiçmi hiç benzemiyorum annem her şeye çok bagıran bir kadındır garip babamda öyledir .bazen bendeki sabrı merak ediyorum kimden aldım diye....
arada bir annemin göbegine bakıyorum kardeşim ordan çıkacak diye bizi öyle kandırmışlardı .çok uzun sürdü bebegin gelişi niye nazlanıyoduki.bir an çnce görmek istiyordum kardeşimi annem aglıyor ben aglıyorum sonunda ınga diye bir ses annemin sesini böldü annem boş bir çuval gibi yıgıldı yattıgı yere çok yorulmuş gibiydi bir kızın oldu dedi köyünebesi hiç bir egitimi olmayan sadece tecrübemidir nedir bilmeme ne cesaret bu kadınların önüne yatıp bebek dünyaya getirmek.daha babannem buna şans diyor biz tarlada dogururduk tek başımıza.şimdikilermi çok naylon oldu acaba,dokuz ay yatıyorlar  ben köy kadınlarının nasıl çileler içinde yaşadıklarını biliyorum ...
ayyy bu kız böcek gibi kapkara gözleri şaçları ,teni çok koyu o gün sabaha kadar bizi uyutmadı ıngaladı durdu ertesi günde ondan sonraki günlerde hep aglıyordu ben ona her gün gidip sekilerden toprak alıp geliyordum yani höllük derler  onu sobanın üstünde ısıtıp altına sarıyorduk basma bezlerin içinde sonra pislenince topragı atıyordum şimdiki gibi öyle hazır bezler pudralar yoktu .sonra o bezleri köy çeşmesine götürüp yıkıyordum ne kadar gücüm yeterse ellerim buz gibi olurdu bazen hissetmezdim su öyle soguk olurduki kışın .ben olsam altı yaşındaki kızıma kıyıp o sogukta bunu yaptırmazdım.kendimi bildim bileli hep bir sorumluk vardı üstümde hemde yaşımın üstünde şeylerdi en büyük çocuk olarak çok ezilmiş ve ilk acemilikler bende yaşanmıştı.annem erkek bekliyordu üçüncü kızı olmuştu bu onu biraz üzüyordu köylerde erkek çocuk çok önemlidir nedense hiç anlamdım.kızına canan ismini koydu kimligini dedem çıkardı alışık olmadıgı bir isim oldugu için hatırlıyamadı memurlara çaglar demiş bunada çok gülmüştü bizimkiler..
canan evli ikide oglu var iyi bir yaşamı var yurt dışında yaşıyor o kara kura kız yıllar sonra çok alımlı güzel bie kadın oldu.beş kardeşiz ama cananla bagımız farklıdır birbirimizi çok iyi anlarız belkide o küçük köy evinde gözümün önünde dünyaya gelişi onu çocukken çok sırtımda taşımıştım annem hep hasta bana veriri al gezdir diye bazen gücüm yetmez düşürürdüm .caın kardeşim onu çok özledim gerci artık teknoloji sayesinde her gün görüşüyoruz ama yanındaki gibi olmuyor ..

Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı :: Etiketler :

2/12/2008 - mutlu olmak hakkı

Kategori: ger_ek yasamlar

Bir varmış bir yokmuş diye başlayan masalların sonu genelde güzel biter.şimdi yazacaklarım ise bir masal degil gerçek hayat ben güzel bitmesini istiyorum öyleyse bir varmış bir yokmuş evvel zaman içinde kalbur saman içinde başlayalım masalımıza....
iş yerindeyim harıl harıl çalıştıgım bir gün kapıdan içeri çok güzel bir bayan girdi uzun boylu çok ince uzun röfleli şaçları var ilk bakışta özel biri diye düşündüm kesin kariyeri olan biri çok bakımlı görünüyor...
eylül:hoşgeldiniz nasılsınız.
simge:hoşbulduk iyim siz nasılsınız .
eylül:teşekkür ederim .
simge:çok şirin iş yeriniz heralde yani geldiniz bu caddeye .
eylül:evet bu tarafa yeni geldim .
simge :işe gidecegim acil föne ihtiyacım var çekebilirmisiniz.
eylül : iki dakika bekletcegim sizi ondan sonra alırım.
eylül:buyrun şimdi fönünüzü çekelim çok kaliteli şaçlarınız var bu renk size iyi gitmiş .
simge :evet bende seviyorum ama biraz daha actırmak istiyorum yapabilirmisiniz.
eylül :tabi bir gün gelin yapalım o gün böyle başlamıştı arkadaşlıgımız çok sıcak kanlı cıvıl cıvıl biriydi simge daha sonraki günlerde onun acı dolu hayatını dinleyecektim .bir sabah gene ugradı yv bakıyorudum elimde bir fincan kahve içeri girince sizde istermisiniz dedim tabi iyi olur üşüdüm çok soguk dışarı diyince hemen bir bir fincanda ona yaptım o arada deniz geldi anne diye seslenince aaaa oglunuzmu dedi evet ama çok genç görünüyorsunuz baya büyük oglunuz var .küçük anne olunca böyle oluyor  genlde müşterilerim hep şaşırıdı zaten eşiniz ne iş yapıyor eşim yok on yıl önce ayrıldım aaa desenize kader ortagıyız sizdemi yok benimki öldü.üzüldüm ben sizi bekar zannetmiştim  yok aplam benim ikide çocugum var işte böyle başladı simgeyle o gün akşama kadar konuştuk konuştuk henüz 24 yaşında neler yaşamış neler çok üzülmüştüm..
liseye giderken servis şoförü olan eşine aşık olmuş ailesi olmaz deyince oda kaçmıştı tabi bu yaptıgını hep cahillik olarak anlatıyor boşluktaydım ailem bana sevgi göstermiyordu bende mutlulugu dışarıda aradım bu evlilikten ikide çocugu olmuş kaynana yanında oturuyor ve en kötüsü aliesi daha iyi şartlarda yaşayan insanlar gittigi yer öyle degil hiç elinde çamaşır yıkamamış biri simge ama hepsini yapmaya çalışıyor gene kimseye yaranamıyor evde her gün kavga gürültü  bir gün canına tak ediyor babasına tlf ediyor ben bıktım artık diye öfkeyle eve gelen baba evdekiler tarafındanda kötü karşılaşınca silagını çekiyor damadını vuruyor ...
babalar kızlarına herşeyi yapsada başkaları yapınca gözleri döner yaşanan bu acı olaydan sonra babası hapse eşi mezara giden simgenin pikolojisi bozuluyor aylarca tedavi görür  ve artık onu daha zor yıllar beklemektedir iki çocukla babaevine dönmek ne demek bilirim .ben onu tanıdıgımda bir çok şeyi aşmaya çalışıyordu ailesine yük olmamk için işe girmiş sonra yarım kalan okulunu dışarıdan bitirmeye çalışıyordu çocuklarını iyi yetiştirmek için bol kitaplar okuyor aynı zamanda kendini geliştirmeyede çalışıyodu arada iki yıl geçti ehliyetinide aldı canım arkadaşım hiç kimsenin destegi olmadan bir çok işi yapıyor annesyle anlaşamıyor çünki ona hiç destek degil sıkıldıgında bakmıyorum çocuna deyip kavga ediyor zaten yaşamla olan mücadelesi yetmiyor birde annesi onu yoruyor hep gelip benle dertleşiyor apla sende olmasan ben naparım sen zaten artık ayaklarının üstünde duran birisin artık şimdi güzelde bir işe girdi ama sevgi istiyor bir yuvam olsun istiyor henüz çok genç bence hakkı çok sıkıntılar çekmiş dilerim bundan sonra mutlu olursun sonu güzel biten masallar gibi güzel olur hayatın bunları yazmama izin verdigin için tşk ediyorum insanın gerçek dostlarının olması hiç birşeyle degişilmez gözlerinin içine bakarak konuşmadıktan sonra o sıcaklıgı hissetmedikten sonra ne anlamı var o arkadaşlıgın çok şanslı biriyim gerçek arkadaşlarım dostlarım var evimde agırladıgım pc degil allah kimseyi yalnız koymasın çok kötü bir şey olsa gerek bu yazdıklarımdan herkez kendi payına düşeni alsın asıl olan sana sunulan fırsatlarla bir yere gelmek kolaydır hiç verilmeyenle ayakta durmaktır ben böyle insanlara hayranım ....

Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı :: Etiketler :

11/11/2008 - ya umutlarda biterse

Kategori: ger_ek yasamlar

Bütün gece hiç uyumamış gözlri aglamaktan şişmiş ruhu örselenmiş bir kez yaptıgı hatanın bedelini böyle yıllardır çekmenin cezasını ödüyordu.sen bunu hakediyorsun öyle yüzüstü bırakıp gidermsin alineni sevdiklerini ben aşık oldum deyip çek işte oh olsun sana.diyerek mırıldanıyordu kendi kendine akşamdan yedigi dayagın acısıyla yerinden kalkmakta zorlandı anne diye içeriden seslendi,küçük duygu nolurdu yalnız kalmak yalnızlıgnda kaybolmak istiyordu.ah şu çocuklar olmasa ben biliyorum sana yapacagımı dedi öfkeyle ...
zorda olsa kalkıp duygunun yanına gitti ona sevgiyle sarılım uyandınmı annecim günaydın.anne yüzüne ne oldu gene babammı dövdü.yok çocugum gece kapıya vurdum.yalan söylüyorsun ben biliyom sesinizi duydum yalan söyledigine pişman oldu zaten yıllardır tanık olmuyorlarmıydı kavgalrına .anne babam neden seni hep dövüyor şuçun ne?bir bilsem yavrum bende soruyorum bunu kendime.her seferinde içiyor ve bütün hırsını bende çıkarıyor niye dayak yedigimi bende bilmiyorum.murata aşık oldugunda onyedisindeydi okulu bırakıp bir gün ortadan yok oldu bir kaç günlük aramadan sonra duylduki muratla kaçmışlar ikiside çocuk yaştalar.ahhh eşşek kafam ah.nolmuştuda yok olmuştu büyük aşkı şimdi bu hale gelmişti sadece şiddet görse iyi birde ihanet ediyordu nermine.kime derdini anlatsın arkasına bile bakmadan çıkmıştı babaa
 ocagından yıllardır küsler arayıp soran yok .annecigim seni çok özledim neolur şimdi yanımda olsaydın.dedi.sonrada kızlarının kaderi analarına çekermiş sende senelerdir babamdan dayak yedin bene o yüzden evden kaçmamışmıydım...
hiç unutamam dokuz aylık hamileyken yedigin dayagı ve ölü dogurdugun bebegini.akşam babm eve geç gelmişti sende nerde kaldın gene o kadınlaramı gittin demenle babamın babamın her zamanki pantolon kemerini çıkarıp sana girişmesi bir olmuştu.her yerin morarmış.ertesi günde sancın başlamıştı utandıgından hataneye gitmemiş eve ebe getirmiştik.gözümün önünde dogum yapmıştın kızın ölü dogmuştu oda mosmordu .bununla nasıl yaşanır sen babamı nasıl affediyorsun anne ben yapamıyorum bazen muratı öldürmek istiyorumkeşke seni üzmeseydim sözünü tutsaydım okulumu bitirip kendi ayaklarımın üstünde durabilsydim .bunalrı yaşamazdım nermin yıllardır yaşadıgı iç çatışmalarından biri kaçını yapıyordu insanın hayatında keşkeleri olmasa.ama hayatı hata yaparak ögreniyor insan.ayrılsa iki çocuk sahip çıkacak kimse yok çalışmak istese çocuklarına kim bakacak ikiside küçük bir türlü işin iinden çıkamıyor hır gür bu evliligi götürüyodu...
bire yokluk belesı vardı muratın dogru düzgün işi yok üç gün çalışıyor iki gün evde ..
ya murat askere gidince çocuguyla kaynana yanıda kalmak ya orda yaşadıkları
sonra muratın babasıda onları kapının önüne koymuştu.günlerce aç kalmışlarıdı bu kadar her şeyine katlandıgı büyük aşkı murat neden ona bunu yapıyordu.bütün bu sorulardan beyni uyuşmuş gibi oldu nerminin.duygu anne acıktım deyince kendine gelmiş bir an olsun iyki siz varsınız deyip yavrusunu sıcacık kucakladı duyguyu alıp mutfaga gitti dolapta sadece yumurta ve peynir vardı onları masaya koydu ben patates kızrtması istiyom diye mızmızlandı duygu şimdi abin okuldan gelir alır yaparım tamamı annecigim diyerek geçiştirdi.neyle alacaktı beş kuruş paramı bırakmıştı giderken.boyu devrilesice ...
ahhh eşşek kafam ah diye inledi gene.kimbilir belkide o kadının yanına gitmiştir evde çoluk çocuk aç hiç umrundamı .duygu anne zil çalıyor deyince toparlandı üzüntüsünü yavrusuna belli etmiyor dalıp gidiyordu.abin gelmiştir deyip kapıya yöneldi.yaşaın patates alacak demi anne abim unuttugunu sanıyordu evet kızım dedi.emre sen kardeşine bak ben geliyorum deyip üst komşusuna çıktı ezile büzüle size bıraktıgım el işleri satıldıysa dedi gerisini söylemek çok ayıpmış gibi sustu başını yere egdi aa tabi kızım akşam getirdiler parasını şimdi veriyim dedi nasıl mutlu oldu nermin hemen çocuklarını istedigi şeyleri almaya markete gitti.bir işim olsaydı böyle olacaktı işte dedi.eve eli kolu dönünce duygu yaşasın diye bir çıglık attı en sevdigi çikolatalar şekerler almıştı annesi sonrada patates kızrtmasını yedi doya doya el işleri yapıp satıyordu nermin dantel şal kazaklar örüyordu çok marifetliydi...
nyse bu bir kaç gün giderdi onlara ya sonrası artık gözleri yoruluyordu .ama şu an çocuklarını mutlu görmenın verdigi keyfi yaşamak istedi .haydi sizi biraz parka götürüyüm dedi .hava çok güzel .bu günü hiç yaşamamış gibi çocuklarını alıp çıktı dışarı hep yarını düşünmekten yorulmuştu artık umududa kalmamıştı hayatından nereye kadar giderse deyip giydi çeketini...

Yorum (6) :: Yorum yaz! :: Bağlantı :: Etiketler :

2/11/2008 - insanlar ve önyargıları

Kategori: ger_ek yasamlar
Eşinin ölümünden sonra köydeki evinde tek başına yaşamak zorunda kalan hamile bir kadın vardı.kadın gündüzleri tarlada çalışır akşam oluncada evinin yolunu tutardı.bir gün eve dönerken yol kenarında yaralı bir gelincigi acıyarak kucagına aldı ve eve götürdü.evcil bir hayvan olmayan gelincik zamanla uysallaştı.eve ve kadına o kadar çok alışmıştıki kadının yanından bir an olsun ayrılmaz olmuştu.bir kaç ay sonra kadının çocugu dogdu.eve neşe ve mutluluk getiren bu küçük yavrucagı gelinçıkte çok sevmiş artık ailesi olarak gördügü bu anne ile yavrucaga gönülden baglanmıştı.kadın tek başına bütün zorluklara gögüs germek ve yavrusuna bakmak zorunda oldugunu biliyordu.tüm zorluklara ragmen günler geçti.eve yiyecek alabilmaek için çalışmak zorunda kalan kadın.bir yavrusunu gelinçikle evde yalnız bırakarak çalışmak üzere tarlaya gitti.yorucu bir günün ardından eve dönen kadın ,gelincigi agzı kanlı bir halde yerde yatarken bulunca beyninden vurulmuşa döndü.çıldırmışcasına yerde yatan gelincige saldırıp oracıkta hayvanı öldürdü.tam o sırada bebegin odasından bir aglama sesi gelince anne dogruca odaya yöneldi heycanla odaya girdi. odada beşigin içinde gülüçükler dagıtan bebegini ve bebegin yanında duran parçalanmış yılanı gördü.
Einstein ın söyledigi varsayılan bir söz vardır
 insanlardaki önyargıyı parçalamak benim atomu parçalamamadan çok daha zor...
                                                          alıntı
Yorum (5) :: Yorum yaz! :: Bağlantı :: Etiketler :

26/10/2008 - yitik düşler

Kategori: ger_ek yasamlar
  •      Camdan dışarı bakıyordu içi sıkılarak gözleri aglamaktan şişmiş bütün bedeni agrıyordu bir kırlangıç kanadında uçup gitmişti hayalleri .şimdi ne olacaktı böyle kader olmaz olsun yaşayacaklarını düşünmek bile istemiyor selvi.
    töreleri biliyor yaşadıklarını anlatsa kesin öldürürler iyi ama benim ne şuçum var susuyor bir daha hiç konuşmamacasına ...
     selvi onbeş yaşlarında çok güzüel olmayan bir kız güzel olsa zaten kalmaz bu yaşa babası kim çok başlık parası verdi hemen veriridi alışık degilmiydi zaten onlar mal gibi satılmaya .sanki bütün kemikleri kırlmış gibi agrıyordu gece saatle mücadele etmiş sonunda eniştesine yenik düşmüştü ...
    anasıyla babası şehire akraba ziyaretine gidecektir kızlarımız yalnız kalmasın diye yakın köydek hlasının kocasını çagırılar oda gece selvinin yatagına gider tecavüz eder sonrada kimseye anlatma senin istedigini söylerim der sonrada hiç bir şey olmamış gibi sabah çeker gider ...
    selvi söyleyemez kimseye olan biteni içine kapanır eski nesesi yoktur dışarılara çıkmaz olur anası farkındadır nen var gınalı guzum diye sorsada hiç anadan başka söz duyamaz hep halının başındadır selvi habire kirkit sallar herşeyi unutmak istercesine.birkaç yıl sonra uzuak bir köyden istemeye gelirler babasıda verir üç gün dügün yaparlar bizim oralarda gidiini çok iyi hatırlıyorum kıratın üstünde salına salına gitti başına gelecekleri bile bile.bir hafta sonra gittigi atla geri getirildi selvi babaevine köyde fıs fıs heryerde selvi konuşuluyor görüyonmu kim yapmış ki kız degilmiş vah zavallım  niye bir hafta sonaki hemen getirmemeişler meger bir haftada kocası hergün döverek tecavüz etmiş sonrada götürün istemiyom demiş ..ne ala memeleket asacaksın böyle adamları...
    selvi hiç dışarı çıkmıyor bir kaç ay sonrada gebe oldunu duyduk bir kızı oldu sonra gene selviyi çok uzak bir köye kuma üstüne verdiler selvi anadoluda kadın olmanın bedelini ödüyordu .kızını anası büyüttü gittigi kocası ben istemem demiş aradan çok yıllar geçti. iki yıl önce annem filangillerin dügünü var gitmek istermisin diye aradı bende çocukluk arkadaşlarımı çok özledim onlarıda görürüm diye gittik.köyden buraya taşınmışlar selvinin kızının dügünü oluyormuş akşam kına gecesine gittik gecekondu bölgesi burda yaşayan insanların köydeki yaşamları burdada aynı niye güzelim köylerini bırakıp gelirsiniz anlamam.sözüm ona şehirde oturuyorlar eve girdik bir kalabalık şöyle bir bakındım kimseyi göremedim iki kadın yanıma yaklaştı sarıldı ben aval aval bakıyorum inanmıyorum ne olmuş arkadaşlarıma çok yaşlı çökmüş görünüyorlar gözlerinden tanıdım ikisinide aaa sen niye bu kadar gençsin gibi bir iltifat aldım ne diyebilirdim köyde yokluk eziyet onları bu hale getirmiş uzun uzun shbet ettik gelini görmek istedim yanına götürdüler merak ediyorum selvinin kızını ben çirkin ezik büzük bir kız hayal ederken aman allahım böyle bir güzellik daha önce hiç görmedim bir peri kızını andırıyordu gelinligin içinde çok kendinden emin duruyor çevresine gülücükler dagıtıyordu çok hoşuma gitti annesiz babasız büyümüş zor bir yaşamı olmuştu anası sürekli başına kalkılmıştı ama karşımdaki genç kız çok başı dik ve gururlu görünüyordu çok masum bir güzelligi vardı öyle çirkin olaylardan böyle bir güzellik çıksın hayat...
    selviyi gördüm iki büklüm olmuş çok yaşlanmış çok acılar çekmiş bir kadını her halıyle anlatıyor ikinci evliligndede sürekli dayak yedigini söylüyorlardı etrafına boş boş bakıyordu kızyla göz göze gelmekten çekiniyordu sanki arkasını dönüp oturuyordu iki yabancı gibiydiler içim burkuldu allah sizi kahretsin adamlar dedim ikisinede neden bu igreç şeyi yapan degilde şuçu olmayan bir çocuk yıllardır bunun acısını çekiyor bu hep böylemi gidecek kaç selviler daha ziyan olacak batsın böyle töre.
    kızının kınası yakılırken aglamaya başladı ama ne aglama sanki yıllardır içine akıttıgı gözyaşalrını koyvermişti selvi haykırıyordu  ne yaptılarsada susturamadılar bırakın ne olur aglasın dedim ne yaşadıgını ondan başka kimse bilemez..
    sabah dügüne gitmeyi canım istemedi kendimde o gücü bulamadım akşam gördüklerim beni sarsmıştı dilerim kızı çok mutlu olur .hasta bir beyin kaç kişinin hayatını mahvetmişti  insan kardeşine akrabasına hatta kızna böyle bir şeyi nasıl yapar beynım algılamakta zorlanıyor  istiyorumki selviler yok olmasın...
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı :: Etiketler :

16/10/2008 - anılar anılar

Kategori: ger_ek yasamlar
  Böyle kapalı yagmurlu havalarda nedense anılarım beni rahat bırakmıyor.öyle güzel yagmur yagıyorki çisil çisil kendime bir kahve yaptım camdan sokaga bakıyorum.birden yıllar öncesine gittim gene köydeyiz cocuklugum hep köyle şehir arasında gelgit oldu bazen hangi yaşlarımda nerde oldugumu hatırlamıyorum:O günde yagmur yagıyor gök nerdeyse yarılacak şimşekler çakıyor gene bu mevsim.sobanın yandıgını hatırlıyorum odanın içi karanlık denilebilir küçük camlardan kapalı havadan bunu hatırlıyorum.Annem elinde boncuk oyası örüyor bende tavuk teleklerine şiş görevi vermişim babanneme elbezi örüyorum evcilik oynuyorum.küçük pilli radyomuzdan türküler dinliyoruz birden irkildim!..silah sesi duydum dışarıdan kadınların cıglıkları geliyordu.annemle babannem dışarı fırladı sen kardeşlerine bak çıkma deyip gittiler köy odamızın penceresi yüksek ve çıkıp önünde oturulabilir tarzda hemen oraya cıktım neler oluyor diye nerdeyse bütün köy karşı eve gelmiş gibi dizlerine vurarak aglıyorlar.bagırıyorlar ne olmuş kim vurmuş nasıl olmuş seslerini duyuyorum.çok yakın bize sadece gülbeyaz ölmüş denildi birde köpek uluması var o kadar kalbalıgın sesini öetüyor çok ürkmüştüm hala öyle bir köpek uluması duyunca hep bu olay gelir aklıma.annemler geldi ikiside aglamış annemme çocuk aklımla nomul diye sordum annem yok birşey dedi dışarı çıkıyordum bana kızdı gitme otur oyununu oyna.....
babannem annemle konuşuyor kııız çok kötü allah başa vermesin görüyonmu durduk yere hala katili oldu garibim.ana sen iyce baktınmı ben korkudan bakamadım dedi annem baktım gülbiyazın beyni ortaya şacılmıştı vah vah ne kötü bir ölüm onlar konuşurken ben kaçtım dışarı hala evlerini önü kalabalık herkez aglıyor bende iki yaş büyük kızları vardı safiye onun yanına gittim aglıyor noldu diye sordum anamla halam halı dokuyordu bizde şuracıkta oynuyorduk memmet agam geldi elinde tüfegi anamlarla konuşuyodu tüfegini temizliyodu anam dediki la oglum git başka yerde temizle şu tüfegini şimdi bir iş açacan başımıza yoh hala bişicik olmaz o anda tüfegin sesi halamın yere yıgılması bir oldu.tüfegini temizlerken ateş almış halasını vurmuştu mehmet sonra onu sakladılar jandarmaların geldigini hatırlıyorum bütün köyü aradılar ve mehmeti akrabalarının ahırında ineklerim yemlendikleri musurun içinde upuzun yatmış üstünede otları örtmüşleridi.cendermeler köyde böyle diyorlar nere gitse arkasından gittik alıp götürdüler mehmeti bu olaydan sonra iki akraba düşman oldular en sonunda mehmetin ailesi sivasa taşındıda kurtuldu...
mehmetin en küçük erkek kardeşi benim yaşımdaydı çok ilginçtir bu çocuk altı yaşında olmasına ragmen hala anasını emiyordu biz öglen yemegi için eve gelirdik okuldan buda anasını emmeye nasıl gırgır gecerdik hiçde oralı olmazdı...
bu kötü anımdan sonra silahlardan hep korkmuşumdur görüntüsü bile ürpertir .insan böyle bir alete neden geresinim duyar hiç anlamam bir güç gösterisimi yada kendini güvende hisstmemi bilmiyorum heralde degildir böyle birşeyle güvende degil tehlikenin içinde olusun bence silah taşıyan insanları anlamıyorum.şimdi herkezde var çocuklara varana kadar bence bir insanın en büyük silahı aklı yada kalemidir...
Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı :: Etiketler :

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

YAŞAMAK BİR AGAÇ GİBİ TEK VE HÜR VE BİR ORMAN GİBİ KARDEŞCESİNE BU HASRET BİZİM

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Rss

Kategoriler

Etiket Bulutu

belki başka bahara

Arkadaşlarım

kartanem
kahkaha
eroman
Ömer ÇAKIREFE
koyukahve
jadore
Aydin MERT
Blogcu Yardım
Özcan Çeltik
mesale
muratena
tees
maviyaprakdokumu
Hasan Güler
Mehtap İçer
sermince
hulelayemek
pasiflora61
papatyadelisi
sanatevim
sehnaz62
EVREN ALİ
hatiralarlaben
ufuk2008
simgeningunlugu
ahmetnuray
bizimcopluk
poyrazkoy34
sihirliyazilar
yasemın yılmaz
newbahar
koycocugu
ogrenmeaski
lillyum
kapalikapilar
fatma güler
ezgilimelodi
suinci
erhanfuatyildiz
irfancansoy
ogrenmeaskii
beyaznurlahayat
salim ...