4/4/2009 - geri gelmeycek biliyorum
uslanmaz yüregim bahar geldi.köyüm gözümde tütüyor ne çok özledim çocukluk yıllarımdaki köyümü şimdi virane olmuş sanki hiç yaşanmamış orda terk edilmiş öyle kaçarcasına ... sevimli yaşlıları kirli çocukları allı pullu gelinleri nazlı kızları.sevdalı delikanlıları,ahh ah bir ben bilirim senin güzelliklerini.şimdi sende olmak vardı..sessiz ılık bir bahar sabahı horozlarınla uyanmak kangal köpegim aloşla sarmaş dolaş boguşmak koyunları otlatmaya götürmek dagda bayırda buldugum otları torbaya doldurup her gün yeni dogan bir kuzuyla eve dönmek.sokakta oynadıgım çanak çömlek agaç dallarına kurdugumuz salıncaklar çöpten yaptıgımız bebekler en büyük lüksümüzdü.gene babannem beni çagırsa gel şu koyunun boynundan tut sagdırmıyor çerliyesice oyun çok tatlı geldigi için onu duymasam kacıp gitsem tarlalara madımak yemlik toplamaya.akşammı olmuş hiç bilmeden yeniden çocuk olsam... mis gibi kokan bir bardak sütü içsem okula gitmeden canım meyvemi istedi komşunun bahçesine gizliden girsem erikleri cebime doldursam.üfff gene bizim sarı kız evin yolunu şaşırmış hangi ahıra girdi acaba gidip bulsam.dedem beni çagırsa git ahırı temizle yumurtaları topla foluklardan en büyük keyfimdi yumurta toplamak bazen tavugun başını beklerdim .. sabahın ilk ışıklarıyla uyansam bir işe yaramanın keyfiyle yanan tandırın dumanıyla gözlerim yaşarsa babannem aş pişirecek sabah sabah.yengeme sesleniyor gelin akmek bitmiş ben tandırı yakıyorum hamur yogur.olur ana nidalarıyla başlasa sabah emine teyze gelse şerocişşşş diye kapıya sonra tandır başında koyu sohbete dalsalar tandırdaki süt taşsa ben tencerenin dibindeki süt yanıgını yesem büyük bir keyifle.dedem beni çagırıyor tezek al gelde sobayı yakalım sonra şaçlarımı okşasa aslan kızım benim diye bitmez benim köy özlemim hiç geri gelmiyecegini ble bile...
|
|
Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
:: Etiketler :
|
13/10/2008 - çocukluk başka şey
güneşli bir ilkbahar günü birazdan komşu köye gidecegiz 23 nisan kutlaması .için dün yagan yagmur nedeniyle her yer çamur içinde hava ılık çok güzel çiçek kokuları geliyor uzak bahçelerden.ögretmenimiz bizi okulun bahcesinde topladı çocuklar bu yıl bayramınızı komşu köyde kutlayalım ordaki arkdaşlarınızla tanışıp oyunlar oynayalım şimdi sıraya girin gidiyoruz yola cıktık gidecegimiz köy annemin köyü babamın köyüne yani bizim köye en yakın köy. yürüyerek gidiyoruz şarkılar söyleyerek nasılda çoşkuluyuz dagbaşını duman almış yürüyelim arkadaşlar sesimiz çınçın çınlıyor ben birinci sınıftayım amcamda beşinci sınıfa gidiyor köyümüze okul çok geç yapıldıgı için amcam ve arkadaşları biraz büyükler son sınıf olmalarına ragmen yaşları onbeş var öbürleri okumadı bari bunlar gitsin diye onun yaşında olanları hep yazdırmışlara okula.kocaman kızların okula geldigini şimdi hayal meyal hatırlıyorum çogu zaman gelmez utanırlardı. baya yol almışız ben merak ediyorum orda olacakları yolumuz az kalmış örtmenim öyle dedi köy çocuklarını söylemiyle diyorum hepsi örtmeni diye söyleri hani bende biraz şehirli olmak varya..... köy göründü uzakta çocukları görüyorum el sallıyorlar koşarak okula gittik orda ögretmenlerimiz merhabalaştıktan sonra bahcede gurup olduk bizim köye çok benziyor burasıda biraz daha yeşil .önce hep beraber istiklal marşımızı okuduk sonra o köyün ögretmeni günün anlamı ve atatürkümüzle ilgili konuşma yaptı şimdi oyun zamanı çocuklar ondan sonrada evlere gidip yemek yiyecegiz dedi... yarışmalar yapılmaya başladı ilk önce çuval yarışı buna bende katıldım ikinci oldum sonra agzında kaşık içinde yumurta taşıma sonra ellerini arkadan baglayarak yogur yeme ne güldük yarışanlara şiirler okundu marşlar söylendi ,halaylar çektik öyle eglendimki yarışmalar bittikten sonra biraz dinlenin denildi bu aeada ben bir arkadaş buldum komşu köyden oda birici sınıf ta bir kız dere kenarına oturduk beş taş oynamayı biliyormusun dedi bende yok dedim öyleyse hadi sana ögretiyim ilk beştaş oynamayı o küçük kız ögretmiştir dereden çakıl taşları topladık sonra bana tek tek gösterdi kolaymış hemen ögrendim ... ögeretmenimiz seslendi çocuklar hadi herkez kendi gurubunu alsın evine götürsün yemek yenilecek eee köy burası yemek yenilmeden misafiri gönderilirmi .bizler berşer kişilik guruplarla evlere gittik ben az önce beştaş oynadıgım kızın evine gittim aplasıda vardı onun yıllar sonra bizim köye gelin gelmişti çeşmenin başında karşılaşmıştık ben onu tanımıştım ... küçük bir sinin içinde bol tereyagında pişmiş yumurta yogurt bulgur pilavı çok leziz olmuştu hala o tadı bulamıyorum helede ekmegini çok özlüyorum ... herşey güzeldide birde aplaları vardı evde sonradan delirmiş o bize pek rahat vermemişti kızıyorlardı ama hep yemegi ben yiyecem diye önümüzden alıyor annesi kızıyor tekrar neyse karnımızı doyurduk aplana ne oldu diye sordum çocuk aklımla . ayşede bana çöplüge sobanın külünü döküyormuş içinde ateş varmış külün ..cinler çarpmış bunu daha öncede duymuştum o zamanlar hikaye gibi gelirdi bu olaylar ne garip otuz yıl sonra yaşadım denizde bunu .... arkadaşlarla vedalaşıp köyümüzün yolunu tutuk gene şarkılar söyleyerek öyle güzel bir gündüki her 23 nisanda özlemle anarım bir daha böylesini yaşamadım çünki şehirdeki bayramlar statyumun dışına çıkmıyor.ben çok şanslı biriyim her iki kültürüde yaşadım keşke çocuklarımda yaşamış olsaydı ...
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
:: Etiketler :
|
29/9/2008 - özlemin dili olsa
Mevsimlerden güz duvarlara kıpkızıl renkler vuruyor böyle günlerden bir gündü beni ve kardeşlerimi köye dedem ve babannemi yanına bırakıp annem almanyaya babamın yanına gitmişti en küçük kardeşimide alıp sene 1979 herkez ortalık karışık genç bir kadınsın bir başına durma buralarda diyorduaslında annem gitmek için can atıyordu ama oyıllarda oturum almak zordu bu yüzden bizde gidemiyorduk benim derdim annemden ayrılmak degildi büyük aşkım dedgim televizyonumdan ayrılmak zor olacaktı o yıl yeni televizyon alınmıştı benim sevincimden uçuyordum oyun oynamayı bile unutmuştum bütün gün başındaydım her şeyi izlyordum her şey dedimse öyle şimdiki gibi degil bütün gün kocaman gözlüklü bir adam sürekli haber okurdu.tek kanal zaten ..... anneme kırgındım niye gidiyordu sanki..bize ne ortalık karışıkmış gerçi gece duydugum silah seslerinden çok korkuyordum sonra geceleri gelip duvarlara yazı yazıyorlardı sabah merakla gidip okurdum hiç bir şey anlamazdım yıllar sonra neler oldugunu ögrenecek üzülecektim o gençlere..... köye gittigimizde hiç böyle olaylar yoktu ne silah sesi ne duvarlarda yazılar ne her gün kaç kişi ölmüş duymayacaktım annemler komşularla bir araya gelince bu gün şurda şu kadar kişiyi öldürmüşler bu şurda şu olmuş anlatır bizde korku dolu gözlerle dinlerdik ...köyün bambaşka bir havası vardı elektirik olmadıgı için dedemin pilli küçük bir radyosu vardı hep türkü dinlerdi sonradan sevecegim arkası yarınlarıda o küçük radyoda sevecektim .... annem gitti çoook canım sıkılıyor televizyonumu özlüyorum.dedem bizi köyün okuluna yazdırdı daha öncede birinci sınıfı burda okumuştum onun için yabancı degilim ben beşinci sınıfa kardeşlerimde ikinci sınıfa gidecegiz.ve benim hayatımda hiç unutamayacagım bir yılım başlamıştı hep özlemle anacaktım yıllar sonra... bayramdan bayrama giderdik köye ne heycanlı olurdu şimdiki bayramlara bakınca gercekten çok özeldi o günler arefeden yola cıkardık hep birlikte amcamlar halam çocukları cümbür cemat babannemin küçük odasına doluşurduk yol boyunca kim önce gidecek yarışı yaparlardı amcamlar sonra arka arkaya girerdik köye bizi ilk karşılayan köpegimiz aloş olurdu gece karanlıgında nasıl tanırsın üstümüze atlar sırnaşırdı kocaman bir kangal babannemi heycanını anlatamam günler öncesinden yemeklerini yapmaya başlar herkezi tek tek üşenmeden saatle sarılır öper sonra eee anlatın uşaklar ne var ne yok tabi burdan giderken hiç biri eli boş gitmez ananlarının çok sevdigi sucuk şekerinden hepsi almıştır gelinlerin kıskanç bakışları arasında analarına verirler elbiselik kumaşlarıda en çokta kırmızı kadife sever babannemle annemi kıyaslayınca babannemin ruhu daha genctir şu an 85 yaşında hala kırmızı giyer annem renkli elbiseler giymeyeli çok oluyor hep siyah takılır ... kahvaltıya alışık olan bizler babannemin yemeklerini sabahın köründe yerken zorlanıyoruz ne yokki sulu köfte ,türlü aşı,bol tereyagında yumurta ,sütlaç yaprak sarma,kümbet babamlar bayram namazından gelmeye babannem sofrayı kurar gelin hanımlar misafirya hiç yerlerinden kalkmazlar ben yardım ediyim babanne derim sanki nerden geldiyseler hepside çevre köyün kızları şehire gidince hanım kesildiler çıktıkları kabugu begenmeyenlerdenler sofrayada oturup yemek yemezler toklarmış sanki anlamıyorum kadının yemegini begenmiyorlar tamam babannem çok temiz bir kadın degildi ama o kadar emek verilmiş o yaşta ugraşmış ben kızar getir hepsini ben yiyecegim babanne derdim yemekten sonra köydeki büyüklerin ellerini öpmeye cıkarız annemlerle gittigin her evde şimdilerde oldugu gibi karnınız açmı diye sormazlar hemen sofra kurarlar her gittiginiz evde bu olur ye yada yeme sizi özlemle kucaklar köy halkı öyle yapmacık hiç bir davranış bulamazsınız.... ben ilk işim hemen arkadaşlarıma koşmak olurdu bir cırpıda neler anlatırdık birbirimize sonrada birinin bostanına yada agılına gider evcilik oynamaya başlardık... babannem çok çalışkan bir kadındı hiç oturdugu hatırlamıyorum sabah ezanıyla uyanır akşama kadar bütün işleri o yapardı bir sürü hayvan onların sagımı yemlenmsı temizligi süt sagılacak çekilecek bir kısmı yag bir kısmı peynir olacak tandır yanacak ekmek pişecek dereye inip camaşır yıkanacak tarlaya gidilecek yada ırgat varsa yemegi pişecek yemegini bile oturarak yedigini hatırlamıyorumönünde büyük kilimden dokunmuş bir önlügü vardı onun içine ogullarının getirdigi üzüm fındık .şeker sucugu biraz ekmek koyar hem koşturur hem yerdi bayram gezmeleri bitince bütün köy bize hoşgeldine gelirdi ... iki gün inanılmaz saatler gecirirdik köyde sonra gene şehire dogru yola cıkardık azıgımızda yumurta ,köy ekmegi .hindi,tereyag,peynir bilirdimki gelinler eve gelince hepsini çöpe atacak annem yapmazdı ama cocuklugumdaki BAYRAMLARI ÇOK ÖZLÜYORUM... okula başladık kardeşlerim sabah gidiyor ben ögleden sonra ama onlar şanslı biz zaten beşler yedi kişiyiz her sabah ögretmenimiz her gün birimizi görevlendirdi sabah erken kalkıp onlar okula gelmeden biz sınıfı temizleyip sobayı yakacagız giderken yanımızda birer tezek götürüyoruz sobayı yakmak için ben ve fatma çarşamba günleri gidiyoruz zaten bir tek sınıf var temizleyip sobayı yakıp cıkıyoruz ögrenciler sıcak sınıfa geliyor ..aradan aylar gecti böylece ben yeni hayatıma iyce alıştım ama tv hep aklımda tıl sonu köye elektirik gelecek diye konuşup duruyorlar hatta alamancılardan hüsnügiller birde tv getirmiş almanyadan her kez çok merak ediyor ne olaki nasıl bişi acaba ben bilmiş çocuklara anlatıyorum işte radyo gibi ama büyük sesle birlikte insanlarıda görüyoruz ...vizyonteleyi ilk seyrettigimde o günleri yaşamıştım yılmaz erdogan gercektende köylünün ruh halini çok güzel anlatmıştı ona benzer şeyleri yaşamıştık bizde köyde ..... evet söylendigi gibi elektirik geldi köye ve hemen hüsnügillerin tv baglandı artık bütün köy her akşam orda. bir gün nolur babanne bizde gidelim çok özledim tv dedim babnnem şimdi işim var akşama gideriz deyince ben bütün gün arkadaşlar tv anlatıp durdum akşam olunca hemen hadi diye babnnemi sürüklüyerek yola cıkardım hüsnügillere vardıkki odanın içi bir kalabalık herkez yaş sırasına göre dizilmiş sedirlere yaşlılar çocuklarda yerlere serilmişler haber seyrediyorlar biraz sonra haberler bitti bir kovboy filmi başladı odada çıt yok herkez nefesini tutmuş gibi sadece kovboylar kavga edince yada birini vurunca yaşlılar vay geberesice vay kaç oglum vuracak görüyonmu tüh deyip konuşuyolar biraz sonra bir posta arabası hırsızlardan kacıyor atlar dörtnala nasıl koşuyorlar atların koşmasıyla yerlaerdeki çocukların ayaga kalkıp duvara yaslanası bir olmuştu abooo deyip zannetmişlerki araba üstlerine gelecek nasıl gülmüştüm ben ukala böyle bir şey olayacagını ordaki insanların bizi görmedigini anlatmıştım rahat bir soluk alıp biraz sonra yerler yayıldıklarını gördüm çünkü bizi onlar görüyor diye rahat hareket edemiyorlardı bu olayı hiç unutamam bende güzel bir anı oralarda buna benzer çok şey vardır birini daha anlatmadan gecemiyecegim.köye ilk elektirik geldiginde nerden yakıp söndürlecek ögrenmesi zaman almıştı bunuda yapan dayımın karısı gece tufalaete dışarı çıkıyor çıkarken dügmeye basıyor yakıyor ama gelince başlıyor yukarı dogru üflemeye gaz lambası gibi söndürmeye ugraşıyor olmuyor dayım uyanıyor napıyorsun lambayı söndürmeye çalışıyorum yat yerine cahil bastıgın yere basıp tekrar kapatacan eee nede olsa dayım alaman görmüş adam bunada hep gülerdim anlatınca... koskoca bir yıl gecmişti bir mektupla annemin gelecegini ögrenmiştik normal olmayan birşey vardı ben annemi hiç özlememiştim dedemin sevgisi bizi doyurmuştu sanıyorum bize hiç kıyamaz babannem arada bir şey söylese elleme çocukları karı der kızardı bide vulaaaa bu karı bu karı derdi yengem bize iyi bakıyordu işte köy yeri ne kadar iyi bakarsan bak haftada bir yıkanıyorsun azıcık suyla çünkü su küyün meydanındaki çeşmeden getiriliyor bazen yetmiyor bir günde beş kere gidildigini bilirim ... arkadaşlarım sınıfta sürekli bana bakıp üzülüyor işte anası yokda ondan diyorlar amaa ben neden böyle konuştuklarını anlamıyorum bir gün şaçlarımı yıkadım tarıyacagım eve dökülmesin diye bir tülbent serdim taramaya başladım allahım yagmur bir bit dökülüyor yere yengeme bu ne dedim kızzzz bitlenmişin sen dedi demek bunun için bana öyle konuşuyorlarmış ben okula gitmiyecegim diye tuturdum bitlenmiştim daha önce hiç yaşamadıgım bir olaydı babannem ince dişli bir taraga iplik baglayıp gaz döküp temizlemişti uzun sürmüştü bu iş annem gelince halimi görmüş batsın almanyası herifi gitmiycem deyip bizi alıp şehire dönmüştü böylece annemin almanya macerasıda burda bitmiş oldu on yıl sonrada babam dönüş yaptı ama benim köyle ilgim hiç bitmedi daha yazacak çok şey var zaman zaman yazacagım
|
|
Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
:: Etiketler :
|
18/7/2008 - ne güzeldi o günler
 ne çok özlüyorum köyümü kapsının önündeki sırıl sırıl akan dereyi derme çatma evlerni birde okulumu yeniden cocuk olmayı radyodan arkası yarın oyunları dinlemeyi akşamları ay ışıgında oynadıgım oyunları cobanın heybesinden çıkan kuzuları... tarlalardan topladıgım madımagı yemligi.... ne çok özlüyorum köyümü birde yanık yüzlü çocukları tandır ekmegini,yayıktaki tereyagı ne yoksulluklar vardı bildigim... ama yüregi zengin insanlar ne çok özlüyorum sizleri.... köpegimiz aloşu harmanda sürdügüm düveni.... babannemden gizli çaldıgımız yumurtaları... kara kışını damlardaki sarkıtları... birde çilekeş kadınları.. sevdalı gençleri şaçları belikli gelinleri,,, ne çok özlüyorum köyümü... sanki yaşanmamış gibi.... terkedildin şimdi sıvasın kavlak köyü...
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
:: Etiketler :
|
|
Hakkımda
YAŞAMAK BİR AGAÇ GİBİ TEK VE HÜR VE BİR ORMAN GİBİ KARDEŞCESİNE BU HASRET BİZİM
Kategoriler
Etiket Bulutu
belki başka bahara
Arkadaşlarım
kartanem kahkaha eroman Ömer ÇAKIREFE koyukahve jadore Aydin MERT Blogcu Yardım Özcan Çeltik mesale muratena tees maviyaprakdokumu Hasan Güler Mehtap İçer sermince hulelayemek pasiflora61 papatyadelisi sanatevim sehnaz62 EVREN ALİ hatiralarlaben ufuk2008 simgeningunlugu ahmetnuray bizimcopluk poyrazkoy34 sihirliyazilar yasemın yılmaz newbahar koycocugu ogrenmeaski lillyum kapalikapilar fatma güler ezgilimelodi suinci erhanfuatyildiz irfancansoy ogrenmeaskii beyaznurlahayat salim ...
|